ALAÇATI’NIN MİMARI
Bazı isimler
vardır, insanın kaderiyle sessizce örtüşür. Nilgün kelimesi, çivit rengini,
koyu maviyi anlatır. Ege’nin ufkunda denizle gökyüzünün birleştiği o derin
maviyi… Alaçatı’nın renklerinden biridir bu. Soyadı ise Çiçek. Bir yanında
mavinin dinginliği, diğer yanında toprağın ve yaşamın bereketi vardır. Belki de
bu yüzden Nilgün Çiçek adı, yıllarını verdiği Alaçatı ile böylesine uyumlu
durur. Çünkü Alaçatı da taş duvarları arasında maviyi, sokaklarında çiçekleri
taşıyan bir Ege kasabasıdır.
1977 yılında
Alaçatı Belediyesi’nde mimar olarak göreve başlayan Nilgün Çiçek, emekli
oluncaya kadar yalnızca bir belediye çalışanı olarak değil, Alaçatı’nın mimari
hafızasının koruyucularından biri olarak görev yaptı. Çeşme’nin yerlisi
olmasına rağmen Alaçatı’yı kendi evi, kendi emaneti gibi gördü.
Abdurrahman
Keskin’den başlayarak Nazım Aydoğdu, İsmet Sarı ve Remzi Özen dönemlerinde
görev yapan Nilgün Çiçek, farklı yönetimlerle çalışmasına rağmen değişmeyen bir
ilkeye sahipti: Alaçatı’nın ruhunu korumak.
Bugün
Alaçatı’nın taş evleri dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerin
hayranlığını kazanıyorsa, bunun arkasında yıllar boyunca verilen sessiz bir
emek vardır. O emeklerden biri de Nilgün Çiçek’e aittir. Tarihi dokunun
korunması konusunda gösterdiği titizlik, yalnızca bir meslek anlayışının değil,
aynı zamanda bir kültür bilincinin sonucuydu.
1989-1993 yılları arasında İmar Komisyonu’nda birlikte çalışma fırsatı bulduğum Nilgün Hanım’ın en belirgin özelliği kararlılığıydı. Son derece nazik ve mütevazı bir insandı; ancak konu yasa, plan ve koruma ilkeleri olduğunda taviz vermezdi. “Bu yasaya uygun değil” dediğinde, sözünün arkasında dururdu. Çünkü biliyordu ki bir kentin kaybettiklerini geri kazanması, koruduklarını yaşatmasından çok daha zordur.
Hayat bazen
yüksek sesle konuşanları öne çıkarır; oysa şehirleri asıl ayakta tutanlar
sessiz çalışan insanlardır. Bir taşın yerinde kalması, bir sokağın kimliğini
koruması, bir yapının geleceğe ulaşması çoğu zaman görünmeyen emeklerin
sonucudur.
Bugün iki
evladıyla birlikte Çeşme’de yaşamını sürdüren Nilgün Çiçek, hâlâ Alaçatı’ya
geldiğinde dostlarıyla buluşur, geçmiş günleri yad eder. Ancak onun asıl
sohbeti, yıllar önce korunmasına katkı verdiği taş duvarlar, cumbalar ve
sokaklarla sürmektedir.
Kentler de
insanlar gibi hafızalarıyla yaşar. Hafızasını kaybeden kentler sıradanlaşır.
Alaçatı’nın gelişiminde ise Nilgün Çiçek gibi insanların emeği vardır.
Bu nedenle
kendisine sağlıklı, huzurlu ve uzun yıllar diliyorum. Çünkü bazı insanlar
görevlerini tamamlayıp emekli olurlar; bazıları ise yaşadıkları kentin
hikâyesinde kalıcı bir sayfa olarak yaşamaya devam ederler.
Kalın
sağlıcakla…

Yorumlar
Yorum Gönder