KANCO
AHMET
Alaçatı’nın gerçek tarihi
yalnızca taş binalarında, eski sokaklarında ya da meydanlarında saklı değildir.
Asıl tarih, o sokaklardan geçmiş insanların ayak izlerinde yaşar. Bu kasabanın
hafızasında yer etmiş, çalışkanlığı ve insanlığıyla iz bırakmış kişilerden biridir
Ahmet Zorlu nam-ı diğer Kanco Ahmet.
Ahmet ağabeyle aramızda
birkaç yaş fark vardır. O benden önce dünyaya gelmiş, ben ise yıllar boyunca
terzi dükkânımda insanları gözlemleyerek büyümüş bir Alaçatılı olarak onu
yakından tanıma fırsatı buldum. Dükkânımın önünden sayısız kez geçti. Onu hiçbir
zaman ağır adımlarla yürürken görmedim. Sanki hayat ona verilmiş kısa bir
emanetmiş gibi, her anını değerlendirmeye çalışan bir insandı.
O yıllarda Alaçatı
bugünkü kalabalık günlerinden çok uzaktı. Cumhuriyet Meydanı geniş, sakin ve
bakirdi. Ahmet ağabey taksisini meydana park eder, yüksek sesiyle “Çeşme,
Çeşme, Çeşme!” diye müşteri çağırırdı. Şoförlüğü kadar çalışkanlığı da
meşhurdu. Direksiyon başında yalnız yolcu taşımıyor, aynı zamanda ailesinin
geleceğini de taşıyordu.
Günün sonunda Hacımemiş
Mahallesi’ndeki baba evine döner, ertesi sabah yeniden yollara düşerdi. Hayatın
insana verdiği en büyük derslerden biri alın terinin değeridir. Ahmet ağabey bu
dersi kitaplardan değil, yaşayarak öğrenenlerdendi.
Ahmet ağabeyin
hayatımdaki unutamadığım iyiliklerinden biri de 1990 yılında yaşandı. O
yıllarda bir binek otomobil almak istiyordum. Kendisini arayarak, “Ahmet
ağabey, bana bir araba almam için yardımcı olur musun?” diye rica ettim.
Beni hiç kırmadı. Kısa
süre sonra birlikte İzmir’e gittik. Tecrübesine güvendiğim Ahmet ağabey birkaç
araba inceledikten sonra bir tanesini göstererek, “Ömer, bu arabayı al. Seni
üzmez.” dedi.
Ben de onun tavsiyesine
uydum ve o arabayı satın aldım. Aradan yıllar geçmesine rağmen verdiği
tavsiyenin ne kadar doğru olduğunu hep hatırladım. O arabadan son derece memnun
kaldım. Ahmet ağabey yalnızca iyi bir şoför değil, aynı zamanda dostlarına yol gösteren,
güven veren ve tecrübelerini paylaşmaktan çekinmeyen bir insandı.
Yıllar geçti. Evlendi,
bir oğlu ve bir kızı oldu. Kızı, benim kızımla aynı dönemde büyüdü.
Çocuklarımız okul arkadaşlığı yaptı, dostluklarını yıllarca sürdürdü. Alaçatı
Gençlik ve Çocuk Tiyatroları Festivali’nde birlikte sahneye çıktılar. Belki o
günlerde çocuklarımız yalnızca oyun oynadıklarını sanıyordu; oysa onlar bir
kasabanın kültürünü ve geleceğini de sahneye taşıyorlardı.
Daha sonraki yıllarda Ahmet ağabey emlak komisyonculuğu yaptı. Bugün ise hayatın biraz daha sakin kıyılarında, dost sohbetleriyle günlerini sürdürüyor. Ancak bazı insanlar emekli olmaz; onların hatıraları çalışmaya devam eder. Ahmet ağabey de böyledir. Onun çalışkanlığı, dostluğu ve samimiyeti Alaçatı’nın ortak hafızasında yaşamaktadır.
Ben bugün bir Terzi Ömer
olarak da, Alaçatı Kitabevi’nin Kitapçı Ömer’i olarak da şuna inanıyorum:
İnsanların geride bıraktığı en büyük miras ne evlerdir ne de mallar. Asıl
miras, insanların kalbinde bıraktıkları izdir.
Bir gün hepimiz bu
sokaklardan geçip gideceğiz. Rüzgâr eski kapıları çalmaya, meydanlar yeni
insanları ağırlamaya devam edecek. Fakat dostluklarımız, iyiliklerimiz ve
emeklerimiz bizden sonra da yaşamayı sürdürecek. Çünkü insanı ölümsüz kılan
şey, yaşadığı yılların sayısı değil; dokunduğu hayatların derinliğidir.
Kanco Ahmet işte bu
yüzden Alaçatı’nın unutulmayan insanlarından biridir. Onun hikâyesi yalnızca
bir şoförün hikâyesi değil; alın terinin, dostluğun, vefanın ve memleket
sevgisinin hikâyesidir.
Sevgili Ahmet ağabey; seni,
saygı ve sevgiyle anıyorum. Bu memlekete verdiğin emekler unutulmayacak. İyi ki
varsın, iyi ki Alaçatı’nın hikâyesinde senin de payın var.
Kalın sağlıcakla…

Canım dedemmm🫶🏻🩷💗
YanıtlaSil