Ana içeriğe atla

ALAÇATI'NIN GÜZEL İNSANLARI: KEMAL SUBULAN

 

ALAÇATI'NIN GÜZEL İNSANLARI: KEMAL SUBULAN

Bir insanı gerçekten değerli kılan, yaptığı meslek ya da sahip olduğu servet değildir; geride bıraktığı dürüstlük, güven ve güzel hatıralardır. Kemal Subulan da işte böyle insanlardan biriydi. Onu anlatırken yalnızca bir dolmuş şoförünü değil, Alaçatı'nın vicdanını, dostluğunu ve insana verdiği değeri anlatmış oluruz.

Kemal Abi, hayatı boyunca doğruluktan ayrılmayan, çalışkanlığıyla örnek olan, sözüne güvenilen bir insandı. Yüzündeki sıcak tebessüm, gönlündeki samimiyet ve insanlara gösterdiği saygı, onu tanıyan herkesin hafızasında silinmeyecek izler bıraktı. O, insanların makamına, servetine ya da toplumdaki yerine göre değil; insan oluşuna göre değer verirdi. Belki de bu yüzden Alaçatı'da hemen herkesin sevdiği ve saygı duyduğu bir isimdi.

Uzun yıllar direksiyon başında ekmeğini alın teriyle kazandı. Alaçatı–Çeşme ve Alaçatı–İzmir yollarını defalarca kat etti. Fakat onun yolculuğu sadece kilometrelerle ölçülemezdi. Her yolculuğunda bir selam, bir tebessüm, tatlı bir söz ve içten bir sohbet de taşırdı. Yolcuları onu yalnızca güvenilir bir şoför olarak değil, güzel yürekli bir insan olarak hatırladı.Cumhuriyet Halk Partisi'ne olan bağlılığı da karakterinin ayrılmaz bir parçasıydı. İnandığı değerlerden kolay kolay vazgeçmez, ilkelerini günlük hesaplara feda etmezdi. Siyaseti bir çıkar kapısı değil, memleketine karşı bir sorumluluk olarak görürdü. Bu duruşu ona her zaman saygınlık kazandırdı. Çocukları da hep babalarının izinde yürüyorlar.

Benim için Kemal Abi'nin en unutulmaz yönü, dostluğa verdiği değerdi. Terzi dükkânımın kapısından sık sık uğrar içeri girerken, o kendine özgü sesiyle “Ne haber akrabam?” diye seslenirdi. Bu söz yalnızca bir selam değil, yılların dostluğunu ve eski Alaçatı'nın sıcaklığını taşıyan bir gönül köprüsüydü. Kemal Abi, iyi bir Cumhuriyet sevdalısıydı. Cumhuriyet'in temel değerlerine yürekten inanır, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılığını her fırsatta dile getirirdi. Sık sık, “İyi bir Cumhuriyetçi olmak, bu vatana karşı en büyük sorumluluğumuzdur.” derdi. Bugün ülkemizin içinde bulunduğu bazı gelişmeleri görseydi, Cumhuriyet'e duyduğu derin sevgi ve bağlılık nedeniyle büyük bir üzüntü yaşayacağını düşünmeden edemiyorum. Çünkü Kemal Abi, Cumhuriyet'i özgürlüğün, eşitliğin, çağdaşlığın ve aydınlık yarınların teminatı olarak görürdü.

Hayat bize şunu öğretir: İnsanlar bu dünyadan göçüp giderler; fakat karakterleri, davranışları ve gönüllerde bıraktıkları izler yaşamaya devam eder. Kemal Subulan'ın gerçek mirası da budur. O, çocuklarına yalnızca bir soyadı değil; dürüstlüğün, emeğin, insan sevgisinin ve güzel bir ismin mirasını bıraktı. Bugün Alaçatı sokaklarında dolaşırken eski günleri hatırlayanların hafızasında Kemal Abi'nin tebessümü, dostluğu ve içtenliği hâlâ yaşamaktadır. Çünkü bazı insanlar öldükten sonra unutulmazlar; yaşadıkları kentin hafızasının bir parçası olurlar. Kemal Subulan da Alaçatı'nın unutulmayan güzel insanlarından biri olarak daima sevgi ve saygıyla anılacaktır.

Sağlıcakla kalın...

Yorumlar

  1. Teşekkürler Akrabam Ömer Abim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum Alaçatı mızin yakın tarihini en iyi bilen Ömer Önal Ağbim e selam ve sevgiler imi gonderiyorum.cumhuriyetçi ve Atatürk çü ömer önal ağbime selam ve sevgiler imi gonderiyorum ♥️♥️♥️☕⚽

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ Şehir Plancısı Sayın Ercüment Şahin; Alaçatı’nın bugünlere gelmesinde önemli pay sahibi ve en çok mücadele etmiş isimlerden biridir. 1984 yılında İmar ve İskân Bakanlığı'nda görev yaparken, dönemin Alaçatı Belediye Başkanı Rahmetli Nazım Aydoğdu ile yolu kesişir. Başkan Aydoğdu, Alaçatı'nın geleceği üzerine yapılan bir görüşmede Ercüment Şahin'in bilgi birikiminden ve kent vizyonundan etkilenir. Sohbetin sonunda ona anlamlı bir teklifte bulunur: "Gel, Alaçatı'nın geleceğini birlikte kuralım." Bu davet, yalnızca bir iş teklifi değil, Alaçatı'nın geleceğine yapılan bir çağrıydı. Ercüment Şahin de bu çağrıya kayıtsız kalmaz; bakanlıktaki görevinden ayrılarak Alaçatı Belediyesi'nde şehir plancısı olarak çalışmaya başlar. O yıllarda belediyeye yakın dükkânımda kendisini sık sık görürdüm. Sessiz, ciddi, çalışkan ve samimi bir insandı. Gösterişten uzak ama işine son derece bağlıydı. Belki de bu yüzden Alaçatı'nın bugün sahip...