Ana içeriğe atla

TAMER ZAMBAK'IN ARDINDAN

 

TAMER ZAMBAK'IN ARDINDAN

İnsanlar yaşadıkları yıllarla değil, geride bıraktıkları izlerle hatırlanırlar. İnsan ömrü sınırlıdır; fakat dostluk, emek ve hatıralar zamana direnerek yaşamaya devam eder.

Dün Alaçatı'nın değerli evlatlarından Tamer Zambak'ı son yolculuğuna uğurladık. Kasabamız, çalışkanlığıyla, dostluğuyla ve yaşam sevincini koruyan güzel bir insanını kaybetmenin hüznünü yaşıyor. Tamer'in evi, yıllarca terzilik yaptığım dükkânın tam karşısındaydı. Babası Sebahattin Zambak hastane şoförüydü. Akşamları dükkânımıza uğrar, sohbet eder, dostluğun sıcaklığını paylaşırdı. Hayatı seven, keyifli sohbetlerden hoşlanan, çevresine neşe veren insanlardan biriydi.

Tamer, genç yaşından itibaren hayatın zorluklarıyla mücadele etmiş, emeği ve alın terini yaşamının merkezine koymuştu. İki tane aslan gibi evlat yetiştirdi. Çocukları da babalarının izinden giderek çalışkanlıklarıyla ona destek oldular. Özellikle babasının adını taşıyan oğlu Sebahattin, çalışmayı bilen, yaşamın güzelliklerini de ihmal etmeyen bir genç olarak dikkat çekmektedir. Cem ise nitelikli bir şef olarak yıllarca çeşitli “fine dining” denilen restoranların parmakla gösterilen birisiydi.

Gençlik yıllarımızdan beri Tamer ile sık sık bir araya gelir, uzun sohbetler ederdik. O benim fikirlerime değer verir, ben de onun düşüncelerini dikkatle dinlerdim. Görüşlerimiz çoğu zaman aynıydı; insan sevgisi, emek, dayanışma ve sosyal demokrasi ortak paydamızdı.

Bir araya geldiğimizde bana gülümseyerek “Aslan Sosyal Demokrat Ömer Abim” diye seslenirdi. Bu söz, yalnızca bir hitap değil, aynı zamanda paylaşılan değerlerin ve dostluğun ifadesiydi.

Hayatı seven, dost sofralarını önemseyen, sevdiği şarkılar eşliğinde anılarını paylaşan, yaşamın keyifli anlarını da unutmayan bir insandı. Çünkü insan yalnızca çalışarak değil, dostlukları çoğaltarak da yaşar. Ölüm, insanın bedenen aramızdan ayrılmasıdır; ancak hatıralar, dostluklar ve içtenlikle söylenmiş güzel sözler yaşamaya devam eder. Tamer'in anısı da Alaçatı'nın taş sokaklarında, dostlarının hafızasında ve onu sevenlerin yüreğinde yaşamayı sürdürecektir.

Mekanın cennet olsun sevgili Tamer. Seni dostluğunla, içtenliğinle ve güzel yüreğinle hatırlayacağız.

ÖMER ÖNAL

02/07/2026

Yorumlar

  1. Çok teşekkür ederim ömer enişte güzel yorumların için selamlar

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ Şehir Plancısı Sayın Ercüment Şahin; Alaçatı’nın bugünlere gelmesinde önemli pay sahibi ve en çok mücadele etmiş isimlerden biridir. 1984 yılında İmar ve İskân Bakanlığı'nda görev yaparken, dönemin Alaçatı Belediye Başkanı Rahmetli Nazım Aydoğdu ile yolu kesişir. Başkan Aydoğdu, Alaçatı'nın geleceği üzerine yapılan bir görüşmede Ercüment Şahin'in bilgi birikiminden ve kent vizyonundan etkilenir. Sohbetin sonunda ona anlamlı bir teklifte bulunur: "Gel, Alaçatı'nın geleceğini birlikte kuralım." Bu davet, yalnızca bir iş teklifi değil, Alaçatı'nın geleceğine yapılan bir çağrıydı. Ercüment Şahin de bu çağrıya kayıtsız kalmaz; bakanlıktaki görevinden ayrılarak Alaçatı Belediyesi'nde şehir plancısı olarak çalışmaya başlar. O yıllarda belediyeye yakın dükkânımda kendisini sık sık görürdüm. Sessiz, ciddi, çalışkan ve samimi bir insandı. Gösterişten uzak ama işine son derece bağlıydı. Belki de bu yüzden Alaçatı'nın bugün sahip...