GÜRÜLTÜDEN KİTAPLARA SIĞINMAK
Son
günlerde içimde garip bir yorgunluk var. Yaklaşık bir haftadır mahallenin
gürültüsünden, sokakların bitmeyen hareketliliğinden, ülkenin siyasi
gündeminden ve her gün üzerimize yağan tartışmalardan yoruldum. Eve geldiğimde
ise en çok yapmak istediğim şeyi, kitap okumayı bile doğru dürüst yapamaz
oldum.
Oysa
benim için kitap okumak sıradan bir alışkanlık değildir. Kitap, hayatımın
içinde yıllardır var olan bir dosttur. Bir kitabın sayfalarını çevirdiğimde
dünyanın gürültüsü biraz olsun uzaklaşır; insan kendi içine döner,
düşüncelerini dinler. Bazen bir cümle, insanın bütün gün taşıdığı ağırlığı
hafifletmeye yeter.
Alaçatı'yı seviyorum. Bu sokaklarda yıllarımı geçirdim, insanlarını tanıdım, hikâyelerini dinledim. Fakat son yıllarda değişen hayat, artan gürültü ve özellikle geceleri eksilmeyen sesler, insanın kendi evinde bile sessizliğe hasret kalmasına neden oluyor. Bir zamanlar kitap okumak için eve geldiğimde bulduğum huzuru şimdi yeniden arıyorum.
Üstelik
yalnızca mahallenin gürültüsü değil, ülkenin siyasi gündemi de insanın zihnini
yoruyor. Her gün yeni bir tartışma, yeni bir kavga, yeni bir haber... İnsan bir
süre sonra bütün bunlardan uzaklaşıp yalnızca kendi düşünceleriyle kalmak
istiyor.
İşte
tam da böyle bir gecede, saat 02.47'yi geçerken kendime bir söz verdim: Bu gece
bütün bu düşünceleri bir kenara bırakacağım. Mahallenin gürültüsünü de, ülkenin
siyasetini de, beni yoran bütün meseleleri de bir süreliğine dışarıda
bırakacağım ve kitabımı açacağım.
Çünkü
insanın bazen dünyayı değiştirmeye değil, önce kendi içindeki sessizliği
bulmaya ihtiyacı vardır.
Ben
kitap okumadan yaşayamıyorum. Kitapçı dükkânımın içinde geçen onca yıl bana
bunu öğretti. Kitapların arasında yaşamak, aslında insanın kendi dünyasını
kurması demek. Bir kitap açtığımda yalnız değilim; yazarla, kahramanlarla,
geçmişle ve gelecekle konuşmaya başlıyorum.
Belki
de hayatın bütün gürültüsüne karşı elimizde kalan en güzel sığınaklardan biri
kitaplar. İnsan bazen bir sayfanın başında, koca bir dünyanın dışında
kalabilir. Ve bu kaçmak değil; yeniden güç toplayıp hayata dönebilmektir.
Bu
gece artık hiçbir şeyi çözmeye çalışmayacağım. Ne ülkenin meselelerini, ne
Alaçatı'nın gürültüsünü, ne de hayatın bütün hesaplarını... Bir kitabın
sayfalarını çevireceğim. Belki birkaç saat sonra zihnim biraz sakinleşecek,
belki sabaha karşı içimde yeni bir düşünce doğacak.
Çünkü
biliyorum ki kitaplar yalnızca okunmaz. Bazen insanı iyileştirir, bazen ona
arkadaş olur, bazen de unuttuğu bir tarafını yeniden hatırlatır.
Bu
nedenle bu gece kendimi yeniden kitaplara bırakıyorum. Gürültüden uzaklaşmak,
gündemden sıyrılmak ve biraz olsun kendimle baş başa kalmak için...
Saat
02.47'den sonra benim için gecenin adı artık başka: Sessizlik, bir kitap ve
ben.
Kalın
sağlıcakla…
Son
günlerde içimde garip bir yorgunluk var. Yaklaşık bir haftadır mahallenin
gürültüsünden, sokakların bitmeyen hareketliliğinden, ülkenin siyasi
gündeminden ve her gün üzerimize yağan tartışmalardan yoruldum. Eve geldiğimde
ise en çok yapmak istediğim şeyi, kitap okumayı bile doğru dürüst yapamaz
oldum.
Oysa
benim için kitap okumak sıradan bir alışkanlık değildir. Kitap, hayatımın
içinde yıllardır var olan bir dosttur. Bir kitabın sayfalarını çevirdiğimde
dünyanın gürültüsü biraz olsun uzaklaşır; insan kendi içine döner,
düşüncelerini dinler. Bazen bir cümle, insanın bütün gün taşıdığı ağırlığı
hafifletmeye yeter.
Alaçatı'yı
seviyorum. Bu sokaklarda yıllarımı geçirdim, insanlarını tanıdım, hikâyelerini
dinledim. Fakat son yıllarda değişen hayat, artan gürültü ve özellikle geceleri
eksilmeyen sesler, insanın kendi evinde bile sessizliğe hasret kalmasına neden
oluyor. Bir zamanlar kitap okumak için eve geldiğimde bulduğum huzuru şimdi
yeniden arıyorum.
Üstelik
yalnızca mahallenin gürültüsü değil, ülkenin siyasi gündemi de insanın zihnini
yoruyor. Her gün yeni bir tartışma, yeni bir kavga, yeni bir haber... İnsan bir
süre sonra bütün bunlardan uzaklaşıp yalnızca kendi düşünceleriyle kalmak
istiyor.
İşte
tam da böyle bir gecede, saat 02.47'yi geçerken kendime bir söz verdim: Bu gece
bütün bu düşünceleri bir kenara bırakacağım. Mahallenin gürültüsünü de, ülkenin
siyasetini de, beni yoran bütün meseleleri de bir süreliğine dışarıda
bırakacağım ve kitabımı açacağım.
Çünkü
insanın bazen dünyayı değiştirmeye değil, önce kendi içindeki sessizliği
bulmaya ihtiyacı vardır.
Ben
kitap okumadan yaşayamıyorum. Kitapçı dükkânımın içinde geçen onca yıl bana
bunu öğretti. Kitapların arasında yaşamak, aslında insanın kendi dünyasını
kurması demek. Bir kitap açtığımda yalnız değilim; yazarla, kahramanlarla,
geçmişle ve gelecekle konuşmaya başlıyorum.
Belki
de hayatın bütün gürültüsüne karşı elimizde kalan en güzel sığınaklardan biri
kitaplar. İnsan bazen bir sayfanın başında, koca bir dünyanın dışında
kalabilir. Ve bu kaçmak değil; yeniden güç toplayıp hayata dönebilmektir.
Bu
gece artık hiçbir şeyi çözmeye çalışmayacağım. Ne ülkenin meselelerini, ne
Alaçatı'nın gürültüsünü, ne de hayatın bütün hesaplarını... Bir kitabın
sayfalarını çevireceğim. Belki birkaç saat sonra zihnim biraz sakinleşecek,
belki sabaha karşı içimde yeni bir düşünce doğacak.
Çünkü
biliyorum ki kitaplar yalnızca okunmaz. Bazen insanı iyileştirir, bazen ona
arkadaş olur, bazen de unuttuğu bir tarafını yeniden hatırlatır.
Bu
nedenle bu gece kendimi yeniden kitaplara bırakıyorum. Gürültüden uzaklaşmak,
gündemden sıyrılmak ve biraz olsun kendimle baş başa kalmak için...
Saat
02.47'den sonra benim için gecenin adı artık başka: Sessizlik, bir kitap ve
ben.
Kalın
sağlıcakla…
Yorumlar
Yorum Gönder