ALAÇATI’DAN BİR ÇAĞRI: YENİDEN MUHABBET EDELİM
Ben yıllardır Alaçatı'yı yazıyorum. Taş evlerini, eski sokaklarını, rüzgârını, zeytinini, insanlarını, geçmişini ve zaman içinde değişen yüzünü… Ama bugün size Alaçatı'nın taşından, toprağından ya da turizminden değil; insanından söz etmek istiyorum. Çünkü bence artık en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri muhabbet.Muhabbet deyince yalnızca oturup konuşmayı anlamıyorum. Benim için muhabbet; insanın karşısındaki insanı dinlemesi, anlamaya çalışması, farklı düşünse bile ona saygı göstermesidir. Birbirimizi dinlemezsek nasıl anlayacağız? Anlamazsak nasıl seveceğiz? Güvenmezsek nasıl geleceğe bakacağız? İnsanlar yoruldu. Kavgadan, öfkeden, birbirini suçlamaktan, birbirini dinlememekten yoruldu. Hepimizin biraz huzura, biraz anlayışa, biraz güzel söze ihtiyacı var.
Yaşamın insana öğrettiği
bazı şeyler var. Yaş ilerledikçe insan daha fazla şeyi geride bırakıyor ve
geriye dönüp baktığında aslında en kıymetli olanın ne olduğunu daha iyi
anlıyor. Benim için en kıymetlilerden biri insanın insana iyi davranmasıdır.
İşte bu yüzden diyorum ki:
Gelin önce Çeşme'den,
Alaçatı'dan başlayalım. Birbirimize yeniden selam verelim. Komşumuzu
dinleyelim. Farklı düşünene düşman gözüyle bakmayalım. Çocuklarımızın ve
gençlerimizin nasıl bir ülkede yaşayacağını düşünerek konuşalım, karar verelim.
Yerel yönetimler de insanın sesini daha fazla duysun. İnsanların hayatını
kolaylaştıracak, kültürü ve doğayı koruyacak, geleceğe umut bırakacak güzel
projeler üretsin. Çünkü bir şehir yalnızca binalardan, caddelerden ve
işletmelerden oluşmaz. Bir şehri şehir yapan, içinde yaşayan insanların
birbirine nasıl davrandığıdır.
Ben Alaçatı'nın geleceğini düşünürken yalnızca daha fazla turist, daha fazla işletme, daha fazla bina düşünmek istemiyorum. Ben daha güzel bir insan ilişkisi istiyorum. Daha çok kültür… Daha çok kitap… Daha çok sohbet… Daha çok saygı… Daha çok güven…Ve daha az gürültü, daha az öfke, daha az kırgınlık… Belki bunlar büyük sözler gibi gelebilir. Büyük değişimler bazen küçük bir yerden başlar. Bir insanın diğerini dinlemesiyle… Bir komşunun diğerine selam vermesiyle… Birbirine küsmüş iki insanın yeniden konuşmasıyla… Bir sofrada farklı düşüncelere sahip insanların yan yana oturabilmesiyle… Belki de Türkiye'nin ihtiyacı olan şeylerden biri budur. Yeniden birbirimizle konuşmak. Yeniden birbirimizi anlamaya çalışmak. Yeniden güvenmek.
Benim özlediğim Alaçatı biraz da böyle bir Alaçatı'dır. Taş evleriyle güzel olduğu kadar insanlarıyla da güzel… Rüzgârıyla özgür olduğu kadar düşünceleriyle de özgür… Geçmişine sahip çıktığı kadar geleceğine de umutla bakan…
Ve insanın insana yabancı
olmadığı bir Alaçatı. Ben bugün buradan, kendi yaşadığım yerden küçük bir çağrı
yapmak istiyorum: Gelin muhabbeti yeniden hayatımızın içine koyalım. Belki
Çeşme'den başlar. Belki Alaçatı'dan…
Ama kim bilir? Belki bir
gün bu küçük muhabbet, bütün Türkiye'ye yayılır. Çünkü insan insana
yaklaştığında öfke azalır. İnsan insanı dinlediğinde anlaşmazlık azalır. İnsan
insana güvenmeye başladığında ise gelecek yeniden umut olur. Ben bu yaşımda
hâlâ geleceğe dair güzel şeyler düşünmek istiyorum. Çünkü insanın yaşı
ilerledikçe geleceği düşünmekten vazgeçmesi gerekmiyor. Tam tersine… Belki de
insan, hayatının sonbaharında gelecek kuşaklara bırakacağı en güzel cümleleri
söylemeye başlamalı. Benim cümlem bugün çok basit:
Gelin birbirimizi
sevelim, sayalım, dinleyelim ve yeniden muhabbet edelim. Belki güzel bir
Türkiye'nin yolu, gerçekten de buradan geçiyordur. Alaçatı’dan… Muhabbetten… İnsandan...
Kalın sağlıcakla.

Yorumlar
Yorum Gönder