Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MEMLEKETİM’DEN ESNAF MANZARALARI

  MEMLEKETİM’DEN ESNAF MANZARALARI Memleketin ünlü şairi olan Nazım Hikmet’in kitabı “Memleketimden İnsan Manzaraları”nı okuyanlar bilir; orada insan geldiği yerin, çalıştığı toprağın ve yanındaki insanların içinde anlatılır. Uzun yıllardır Alaçatı’da yaşıyorum ve bugün kasabamda gördüğüm manzara, o kitaptaki gibi birbirine bağlı insanların manzarası değil. Yedi kuşaktır bu topraklarda olan bir ailenin çocuğu olarak söylüyorum: Alaçatı bugün yaz boyunca doluyor, kışın ise boşalıyor. Alaçatı’ya dışarıdan gelip kendi kültürünü getiren, yeni nesil meyhaneler ve mekânlar açan insanlar var. Yazın sokaklar ışıl ışıl, her yer dolu. Ama Eylül ayının son günü geldiğinde kepenkler iniyor, ışıklar sönüyor, kapılara kilit vuruluyor ve bu insanlar başka bir hayata dönüyor. Kış boyunca bütün sokaklar yapayalnız kalıyor. Taş evlerin arasında yürürken ses veren tek şey rüzgâr oluyor. Bir kasaba yalnızca yaz üç ayında yaşayan bir sahne olamaz; sokak, orada kışın da yaşayanların sokağıdır. Bu bö...

ALEV COŞKUN'U SEVGİYLE ANARKEN

  ALEV COŞKUN'U SEVGİYLE ANARKEN Sayın Alev Coşkun, 1978 yılında Turizm Bakanı iken selden etkilenen Alaçatı'ya gelerek halkın derdini dinledi, insanlara moral verdi; hasar gören bütün vatandaşlarımızın yaralarını sarmak, mağdur olanların acılarını dindirmek için büyük bir gayret gösterdi. O günleri özlemle anıyorum. Sel, birçok insanımızı zor durumda bırakmıştı; o gün bize en çok gereken şey de bir dost eli, bir yürek sıcaklığıydı. Eski siyasetçiler vatanını, milletini, vatandaşını seven insanlardı; Peki bugün de öyle mi? Bugün bakanlar yalnızca Cumhurbaşkanının yorumlarıyla, verdiği emirlerle görev yapıyor. Alev Coşkun, 1936 yılında Ödemiş'te doğdu; İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdikten sonra 1960'ta İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Henüz 25 yaşındayken, 1961 Anayasası'nı hazırlayan Kurucu Meclis'in seçimle gelen en genç üyesi oldu. 1973-1980 yılları arasında iki dönem CHP İzmir milletvekilliği yaptı; 5 Ocak 1978 ile 12 Kasım 1979...

KOMŞULUKLARIN GÜZEL İNSANLARI

  KOMŞULUKLARIN GÜZEL İNSANLARI Bir gün evden çıkmış, sokağın başına doğru yürüyordum. Huriye ablanın evinin önünden geçerken içeriden seslendi: “Ömer, evladım, nasılsın, iyi misin?” Adımlarımı durdurup geri döndüm. Huriye abla kapısının önünde, yüzünde her zamanki sıcak gülümsemesiyle bana bakıyordu. O an anladım ki mahallede insan yalnızca kendi evinde yaşamaz; komşularının ilgisinde, sesinde ve hatırında da var olur. Bir kapının önünde sorulan birkaç kelime, insanın bütün gününü güzelleştirebilir. Huriye abla çok önce evlenmişti. Ben de o yıllarda önce Dursune ablanın evinde kiracı olarak oturdum, ardından Adil Karayılan’ın deprem evine taşındım. Böylece Ahmet Çetin’in eşi Huriye ablayla birkaç yıl karşılıklı komşuluk yaptık. Bugün geriye dönüp baktığımda, o yılların hayatımın en güzel dönemlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü o zamanlar komşuluk yalnızca aynı sokakta oturmak değildi. İnsanlar birbirinin kapısını, sesini, derdini ve sevincini bilirdi. Bir evin ışığı e...

ALAÇATI’NIN SESSİZ SANATKÂRI: EMİN KIRÇAKÇI

  ALAÇATI’NIN SESSİZ SANATKÂRI: EMİN KIRÇAKÇI Türkiye ile Yunanistan arasında nüfus mübadelesi, Lozan anlaşması 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan sözleşmeyle kararlaştırıldı. Kâğıt üzerinde bir anlaşma gibi görünen bu tarih, yüz binlerce insanın hayatını değiştiren büyük bir kırılmaydı. İnsanlar doğdukları topraklardan ayrılırken evlerini, komşularını, çocukluklarını ve hatıralarını geride bıraktılar. Alaçatı da bu büyük tarihî yolculuğun duraklarından biri oldu. Selanik’in Kesre yöresinden ailesiyle birlikte mübadil olarak Türkiye’ye gelen Emin Kırçakçı, Alaçatı’ya yerleşti ve burada marangozluk sanatını sürdürdü. Fakat onu bugün hatırlamamın sebebi yalnızca iyi bir marangoz olması değildi. O, benim gözümde, bir insanın nasıl yaşaması gerektiğini sessizce gösteren insanlardan biriydi. Çocukluğumda ailemle birlikte ilk kez dükkânına gittiğim günü hâlâ hatırlıyorum. Duvarlarında marangozluk aletleri düzenli bir biçimde asılıydı. Her aletin bir yeri, her işin bir zamanı vardı. A...

GÖKYÜZÜNDE YALNIZCA BİR YILDIZ VARDI

  GÖKYÜZÜNDE YALNIZCA BİR YILDIZ VARDI 06 Ekim 2026, Saat 01.55 evimim balkonuma çıktım. Gece sessizdi. Mehtap, gökyüzünün karanlığında ağır ağır ilerliyordu. Başımı kaldırıp gökyüzüne baktım. Yıllardır alıştığım o sonsuz yıldız kalabalığını aradım. Fakat gökyüzünde yalnızca bir yıldız vardı. Bir an şaşırdım. Sonra içimde garip bir hüzün belirdi. Oysa yıllar önce aynı balkondan gökyüzüne baktığımda yıldızları saymakla bitiremezdim. Binlerce yıldız vardı. Sanki gökyüzü, insanın yalnızlığını unutturmak için bütün ışıklarını gecenin üzerine serperdi. Bu gece ise başka bir dünya vardı. Sokak lambaları bütün gücüyle yanıyor, yeryüzünü gündüz gibi aydınlatıyordu. Ama gökyüzü karanlıktı. O anda düşündüm: Acaba biz yeryüzünü aydınlatırken gökyüzünün ışığını mı unuttuk? Sonra kendime daha zor bir soru sordum: Tanrı, yıldızlarını neden benden saklıyor? Acaba gökyüzünde bir şeyler mi değişti, yoksa değişen yalnızca benim bakışım mı? Belki de yıldızlar hiç kaybolmadı. Belki onlar hâlâ ...

BİR KİTAPÇI, BİR KASABANIN DÜŞÜNCE KAPISIDIR

  BİR KİTAPÇI, BİR KASABANIN DÜŞÜNCE KAPISIDIR 1989 yılında Alaçatı’da kitapçı dükkânımın kapısını açtığımda, belki bunun otuz küsur yıl sonra hâlâ aynı düşüncenin peşinden gideceğimi bilmiyordum. Ben kitap satmak istiyordum. Âmâ zaman bana başka bir şey öğretti: Aslında insanlara kitap değil, düşünceye açılan bir kapı sunuyordum. Bir kitabı satın alan insan, yalnızca eline birkaç yüz sayfalık kâğıt almaz. Başka bir insanın düşüncesini alır. Başka bir hayatla tanışır. Hiç görmediği bir dünyaya gider. Bazen geçmişe, bazen geleceğe, bazen de kendi içine yolculuk eder. İşte ben yıllardır Alaçatı’da ve Çeşme’de bunun için kitapçılık yapıyorum. İnsanlarımız okusun diye…Çocuklarımız öğrensin diye…Gençlerimiz merak etsin, araştırsın, sorgulasın diye…Çünkü bana göre bir toplumun geleceği yalnızca yapılan binalarla, açılan yollarla veya büyüyen ekonomisiyle kurulmaz. Bir toplumun geleceği, okuyan insanların sayısıyla da kurulur. Ben bunu kitapçı dükkânımda yıllar içinde gördüm. Bir ço...