BİR
KİTAPÇI, BİR KASABANIN DÜŞÜNCE KAPISIDIR
1989 yılında
Alaçatı’da kitapçı dükkânımın kapısını açtığımda, belki bunun otuz küsur yıl
sonra hâlâ aynı düşüncenin peşinden gideceğimi bilmiyordum. Ben kitap satmak
istiyordum. Âmâ zaman bana başka bir şey öğretti: Aslında insanlara kitap
değil, düşünceye açılan bir kapı sunuyordum.
Bir kitabı
satın alan insan, yalnızca eline birkaç yüz sayfalık kâğıt almaz. Başka bir
insanın düşüncesini alır. Başka bir hayatla tanışır. Hiç görmediği bir dünyaya
gider. Bazen geçmişe, bazen geleceğe, bazen de kendi içine yolculuk eder. İşte
ben yıllardır Alaçatı’da ve Çeşme’de bunun için kitapçılık yapıyorum.
İnsanlarımız okusun diye…Çocuklarımız öğrensin diye…Gençlerimiz merak etsin,
araştırsın, sorgulasın diye…Çünkü bana göre bir toplumun geleceği yalnızca
yapılan binalarla, açılan yollarla veya büyüyen ekonomisiyle kurulmaz.
Bir toplumun
geleceği, okuyan insanların sayısıyla da kurulur. Ben bunu kitapçı dükkânımda
yıllar içinde gördüm. Bir çocuğun gözlerindeki merakı gördüm. Bir gencin
aradığı kitabı bulduğundaki sevincini gördüm. Yıllar sonra tekrar dükkâna gelip
“Bu kitabı sizden almıştım” diyen insanlarla karşılaştığım zaman anladım ki
kitapçı dükkânları aslında yalnızca ticarethane değildir. Onlar küçük birer
kültür evleridir. Raflarında yalnızca kitaplar durmaz. Bir toplumun hafızası
durur. Geçmişi durur. Geleceği durur. İnsanın kendisini değiştirme ihtimali
durur. Belki de bu yüzden bir kitapçının kapanması, sadece bir dükkânın
kepenginin inmesi değildir. Bir kasabanın düşünce dünyasından küçük bir
pencerenin kapanmasıdır. Benim yıllardır verdiğim mücadeleyi de böyle görüyorum.
Alaçatı’da ve Çeşme’de insanların kitap okuyabilmesi için…Kitaba ulaşabilmesi
için…Yeni şeyler öğrenebilmesi için…Çünkü okumayan insan başkasının söylediğini
tekrar eder; okuyan insan kendi cümlesini kurmaya başlar. Ben insanların kendi
cümlelerini kurmasını istiyorum. Kimsenin düşüncesini küçümsemeden, kimseye ne
düşüneceğini söylemeden…Sadece okusunlar. Çünkü kitap insana hazır cevaplardan
önce soru sormayı öğretir. Ben neden böyle düşünüyorum? ” Başka türlü olabilir
mi? ” Daha önce ne olmuştu? ” Bundan sonra ne olabilir? Bütün gelişme belki de
bu sorularla başlıyor. Ben de yıllar içinde çok okudum. Çok okudukça içimde
yazma duygusu oluştu. Çünkü insan okudukça yalnızca dünyayı tanımıyor; kendi
hayatını da yeniden okumaya başlıyor.
Ben
çocukluğumu, Alaçatı’nın eski günlerini, insanlarını, kaybettiklerimizi ve
değişen kasabamızı belki de bu yüzden yazıyorum. Okumak bana başkalarının
hikâyelerini öğretti. Yaşamak bana kendi hikâyemi verdi. Yazmak ise ikisini
birbirine bağladı. Bugün hâlâ bir kitapçı olarak kendime aynı soruyu soruyorum:
“Ben bu kasabaya ne bırakacağım? Belki birkaç kitap. Belki birkaç yazı. Belki
okuyan birkaç çocuk. Belki de kitapla tanışmasına vesile olduğum birkaç
insan…Bunların sayısını bilmiyorum.
Ama şuna inanıyorum: Bir insanın hayatına dokunan bir kitap, o kitabı veren insanın da hayatına anlam katar. Benim kitapçılık hikâyemin özü belki de budur. Ben bir dükkân işletmedim yalnızca; yıllarca bir düşünce kapısını açık tutmaya çalıştım. Alaçatı değişebilir. Sokaklar değişebilir. Evler değişebilir. İnsanlar değişebilir. Âmâ bir kasabada kitap okunmaya devam ediyorsa, o kasabanın ruhunun hâlâ yaşadığına inanıyorum. Çünkü kitap, insanın içindeki ışığı söndürmeyen şeylerden biridir. Ve ben bugün hâlâ aynı dileği taşıyorum: Alaçatı’da Çeşme’de daha çok kitap okunsun.
Çeşme’de
daha çok insan okusun. Çocuklarımız kitapla büyüsün. Gençlerimiz merak etsin.
Büyüklerimiz
öğrenmekten vazgeçmesin. Çünkü öğrenmenin yaşı yoktur; kitabın da emekliliği
yoktur.
Benim için kitapçılık da böyle bir şey. Belki bir meslek olarak başladı.Ama zamanla bir yaşam biçimine dönüştü. Ve şimdi geriye baktığımda şunu söyleyebiliyorum: Ben yıllarca kitap sattım. Âmâ asıl yapmak istediğim, insanların birbirini ve dünyayı daha iyi anlayabilmesi için kitapların kapısını açık tutmaktı. Bir kitapçı için bundan daha büyük bir görev var mı, bilmiyorum. Ben bildiğim yoldan yürüdüm. Kitapların arasından…İnsanların arasından…Ve hayatın içinden. Kalın sağlıcakla.
Ömer ÖNAL
Alaçatı
Kitabevi

Yorumlar
Yorum Gönder